kıskanılası ispanyollar 😒
yine çok iyi bir ispanyol romanı okudum. kıskandım. bir ilk roman olarak tahmin ediyorum ki yazar edurne portela kendinden yola çıkmış çünkü kitaptaki anlatıcı amaia’yla aynı yaşta.
romanın büyük bir bölümü aslında söylenmese de aiama’nın yıllar boyu tuttuğu defterlerden oluşuyor yani bir nevi günlük. o nedenle biz 170 sayfada 5 yaşındaki bir kız çocuğunun 18’ine ilerliyoruz.
dil de buna göre. en baştaki çocuksu dil ve anlatım ergenlikte değişip nasıl şiddet dolu oluyor, nefis. bence ergenlik kısmı -ki epey uzun- çocuktan başarılı çünkü çocuğun diyemeyeceği cümleler aralara sıkışmış.
konu bask bölgesinde 4 çocuklu bir ailenin başına gelenler. özerk bölgeleri, eta’yı filan biliyorsanız zorlanmazsınız. bizde olsa şöyle söyleyeyim kürt bölgesinde babası koyucu olmuş, anne fiziksel ve psikolojik şiddet görüyor, büyük abi uyuşturucuya bulaşıyor, ortanca içine kapanıp okuyup akademisyen oluyor, küçük oğlan pkk’ye katılıyor, en küçük kız ise ortada kalıp travmalardan sağ çıkmaya çalışıyor şeklinde olurdu. elbette bizde yazılamayan hikayeler. ki eminim böyle pek çok aile olduğuna.
babadan nefret ediyoruz kitap boyunca, amaia bile çok severken değişiyor, arada maddi sıkıntı çekmemek için babasının yaşadığı galiçyaya gitse de hezimet, baba vahşi ve sert. yine de çocukları en çok kıran ve dağıtan annenin bir ömür onunla bağını kopartmaması.
ikinci bölümde 17 yıl geçmiş, amaia memleketine geri dönüyor. ve kitap yazmaya çalışarak bu kez 3. tekil kişiye dönüyor ve babasını anlatıyor. ilk kez babayı başka bir gözle görüyoruz, kızının günlüğü dışında.
kişisel olarak bu bölümün daha uzun olmasını tercih ederdim çünkü bence babayı ve bask bölgesini anlayamadık. 80’lerin ekonomisi, 90’ların şiddeti de kız çocuğu günlüğünde yeterli değil. günlük kısmı bazen tekrara düşüyor.
yine de çok iyi bir roman, yaratıcı bir teknik. çok sevdim. sonbahara kulüp kitabı yaparım ben bunu. çağla soykan çok iyi çevirmiş.


Ellerinize sağlık 🌸🌷